İSTANBUL / TEKHA
Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Etkinlik kapsamında bir “vizyon konuşması” gerçekleştiren Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, teknolojinin etik sınırları, küresel tahakküm ve milli teknoloji hamlesinin geleceği üzerine kritik mesajlar verdi.
Konuşmasına kadim Türk destanlarındaki Tepegöz hikayesiyle başlayan Bayraktar, günümüzün dev teknoloji şirketlerini ve dijital kuşatmayı bu figür üzerinden betimledi. Bayraktar, “Oğuz beylerinden Aruz Koca’nın çobanı, bir peri kızıyla tanışır. Bu birliktelikten, tepesinde tek bir gözü bulunan, bedeni devasa ve ürkütücü bir yaratık, Tepegöz doğar. Aruz Koca ona acır, bağrına basar. Lakin Tepegöz büyüdükçe vahşi bir canavara dönüşür. Oyun oynadığı çocukların kulaklarını, burunlarını koparıp yemeye başlar. Toplumdan dışlanır, dağa gönderilir. Ayrılırken peri annesinin parmağına taktığı tılsımlı yüzük sayesinde, ona ne ok ne de kılıç işler.” dedi.
Tepegöz’ün halkı çaresizliğe mahkum ettiğini anlatan Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Halkı öyle bir çaresizliğe mahkum eder ki, her gün haraç olarak 500 koyun ve yemeğini pişirmesi için iki genci kurban olarak ister. Oğuz Eli kan ağlamaktadır. Yüzyılların derinliklerinden süzülüp günümüze ulaşan bu kadim Türk hikayesinin, bugünün insanına verdiği mesajı birazdan hep birlikte keşfedeceğiz. Bugün burada, sadece metalin ve yazılımın sergilendiği bir fuarda değiliz. 21. yüzyılın en keskin teknolojik ve ahlaki yol ayrımında, insan kalmanın ve insanlık onuruyla hür bir şekilde var olmanın yol haritasını konuşmak üzere bir araya geldik.”
“Merhameti Olmayanın Elindeki Teknoloji Ancak Bir İmha Aracına Dönüşür”
Teknolojik bağımsızlığın önündeki en büyük engelin artık fiziksel ordular değil, dijital tahakküm olduğunu belirten Bayraktar, “Bugün görüyoruz ki bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil, tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan tekno-kapitalist küresel tahakkümdür.” ifadelerini kullandı. İnsanın makineleştiği bir çağa doğru gidildiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Somut bir örneği düşünelim. Bugün herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritması, size doğruyu veya faydalıyı göstermek üzerine tasarlanmamıştır. Arka planda çalışan yapay zeka, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyecek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize ediyor. Baktıkça ağına daha fazla çekiyor, içine çekildikçe daha fazla bakıyorsunuz. Girişim ekosisteminin dünyaya dayattığı ilk cümlenin hep ‘maddi varlığını arttır’ olduğunu görüyoruz. Medeniyetimizden aldığımız ilhamla, bizce insanın ilk gayesi, insanlığa fayda sağlamak olmalıdır. Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Makinelerin ve makine insanların istilasıyla karşı karşıyayız. Bizler, inancımızın tarifiyle, yaratılmışların en şereflisi olan insanı, eşref-i mahlukat kılan o ilahi ruhu ve derin hissiyatı korumak zorundayız. Bizim medeniyetimiz gönül medeniyetidir. Gönlü olmayanın, merhameti olmayanın elindeki teknoloji ancak bir imha aracına dönüşür.”
“Teknolojik Dayanışma İttifakı Kurmalıyız”
Selçuk Bayraktar, dijital dünyada hapsedilmek istenen insanlığın kurtuluşunun güç birliğinden geçtiğini ifade ederek, “Geliştirdiğimiz yüksek teknolojiyi dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşarak sarsılmaz bir Teknolojik Dayanışma İttifakı kurmalıyız. Tekellerin dev veri merkezlerine mahkum olmadan, gücümüzü birleştirmek zorundayız.” dedi. Sivil cihazların silaha dönüştürülebildiği bir dünyada açık kaynak kodlu sistemlerin önemine değinen Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yakın zamanda bazı devletlerin terör eylemlerinde gördük ki tedarik zincirine sızdırılan bombalarla cebimizdeki telefonlar, akıllı saatler, hatta kulaklıklar bile insanları katletmek için birer silaha dönüşebiliyor. Dev teknoloji tekelleri, bugün dünyayı adeta birer tekno-feodalist beylikler gibi yönetmek istiyor. Yakın zamanda bir de manifesto mahiyetinde bir metin yayınlandı. O metinde savaşı, barışı ve insan hayatını sadece birer optimizasyon problemi ve birer algoritmik çıktı olarak gören, vicdanı, ahlakı ve insan ruhunu denklemden çıkaran karanlık bir zihniyetle karşılaştık. Onlar için dünya, kendi sunucularında işlenen bir simülasyondan, bilgisayar algoritmasından ibaret olabilir. Bizim yapmamız gereken, İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü oluşturarak yepyeni bir kırılım yakalamaktır. Kendi açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosistemimizi kurmalıyız. Açık kaynak, verilerimizin mahremiyeti, güvenliği ve dijital egemenliğimizin vazgeçilmez unsurudur. Yaklaşan kuantum çağının tehditlerine karşı kalkanlarımızı bugünden örmeli, iletişim ağlarımızı kuantum dirençli şifreleme algoritmalarıyla donatarak, küresel tekellerin sızamayacağı otonom ve milli mimariler inşa etmeliyiz.”
TEKNOFEST Kuşağı Vurgusu
Milli Teknoloji Hamlesi’nin meyvelerini vermeye başladığını belirten Bayraktar, TEKNOFEST kuşağının zihinsel prangaları parçaladığını ifade etti: “8 yıl önce TEKNOFEST’ler ile Anadolu’nun her köşesine ekmeye başladığımız o tohumlar, bugün artık boyu arşa uzanan dev çınarlara dönüşüyor. Bugün karşımızda duran TEKNOFEST kuşağı, sadece teknoloji geliştiren bir nesil olarak kalmıyor. Bu kuşak, kendi göbeğini kendi kesen, ‘biz en iyisini yapabiliriz’ diyen, zihinsel prangaları parçalamış, asil bir hürriyet kuşağıdır. 8 yıl önce TEKNOFEST’lerde ektiğimiz tohumlar, kökü belli olmayan rüzgarlara karşı, mazisi ve istikameti belli koca çınarlar olarak köklerden göklere yükselecek. Hakikat şudur ki, istikbalin anahtarı başkalarının yazdığı karanlık satırlarda değil, âlemlerin mimarının kalbimize nakşettiği irademizde ve bir olmanın muazzam sırrındadır.”
Konuşmanın ardından Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Selçuk Bayraktar’a Bayraktar TB2 ve KIZILELMA figürlerinin yer aldığı bir minyatür takdim etti. Tören; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve AA Genel Müdürü Serdar Karagöz gibi isimlerin katıldığı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

