Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Bakan Kurum: Antalya’dan Geriye Kalıcı Sonuçlar Bırakmak İstiyoruz

İSVİÇRE / TEKHA COP31

İSVİÇRE / TEKHA

COP31 Başkanı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen İklim Eylem Zirvesi Liderler Diyaloğu Programı’na katıldı. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) ev sahipliğinde gerçekleşen oturumda Bakan Kurum’a IFRC Genel Sekreteri Jagan Chapagain eşlik etti. Dünyanın dört bir yanındaki Kızılay ve Kızılhaç yöneticilerinin çevrim içi yer aldığı zirvede Türkiye’nin COP31 hazırlıkları aktarıldı. Nepal’deki iklim felaketine işaret eden Bakan Kurum, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Uzun yıllar iklim değişikliğini geleceğe ilişkin riskler üzerinden konuştuk. Bugün etkilerini Nepal’de olduğu gibi günlük hayatımızda da görüyoruz. Seller, kuraklıklar, yangınlar ve aşırı hava olayları hayatı, geçim kaynaklarını, şehirleri ve sağlık sistemlerini doğrudan etkiliyor. Bu tablo bize açık ve net bir sorumluluk yüklüyor; kriz sonrasında müdahale kapasitemizi korurken, kriz ortaya çıkmadan önce insanları daha iyi korumalıyız. Riski erken görmek, uyarıyı zamanında ulaştırmak ve yerel dayanıklılığı güçlendirmek durumundayız.”

Küresel Hedefler Sahadaki Gerçeklikle Buluşacak

Antalya’daki zirvenin pratik fayda üretmesine odaklandıklarını belirten Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“COP31 Başkanlığı olarak Antalya’ya bu sorularla hazırlanıyoruz. COP31’in merkezinde diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımımız var. Bizim için uygulama, küresel iklim politikasının insanların hayatına ulaşmasıdır. Bir erken uyarının en kırılgan topluluğa ulaşması, bir uyum politikasının yerelde karşılık bulması, bir finansman kaynağının ihtiyaç duyulan projeyle buluşması uygulamanın gerçek karşılığıdır. Antalya’da küresel hedeflerle sahadaki gerçeklik arasındaki mesafeyi azaltmak istiyoruz.”

Kızılay Ve Kızılhaç Ağı İklim Eyleminin Merkezinde

Yerel ağların kriz yönetimindeki rolüne değinen Bakan Kurum, şu ifadeleri kullandı:

“İklim politikaları küresel ve ulusal düzeylerde şekilleniyor; sonuçları mahallede, köyde, şehirde ve ailelerin hayatında yaşanıyor. Ulusal dernekler toplulukları tanıyor, yerel kırılganlıkları iyi biliyor ve insanlarla güven ilişkisi kuruyor. Kriz anında sahaya ulaşırken, kriz öncesinde de hazırlık kapasitesini güçlendiriyor. Bu saha bilgisi COP31’in insan merkezli uygulama anlayışı için önemli bir imkandır.”

Erken Uyarı Sistemleri Her Bireye Ulaşmalı

İklim krizine karşı teknik altyapı ile toplumsal refleksin birleşmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Kurum, şunları kaydetti:

“Hedef 2027 yılı sonuna kadar herkesin hayat kurtaran erken uyarı sistemleriyle korunmasıdır. Bu çok önemli. Bir insanın hayatını, bir şehrin yine o anlamda zarar görmesini engelleyecek en önemli, en kıymetli adımdır. Ancak erken uyarının başarısı sadece teknolojiyle sınırlı değildir. Bilginin doğru zamanda doğru insana ulaşması ve erken harekete dönüşmesi gerekir. En kırılgan topluluğa ulaşmayan uyarı görevini tamamlamış sayılmaz. Kızılhaç ve Kızılay Hareketi’nin yerel ağı burada kritik bir rol oynuyor. Teknolojiye, güveni, yerel bilgiyi ve toplumsal kapasiteyi eklediğimizde erken uyarıyı gerçek korumaya dönüştürebiliriz.”

İklim Finansmanında Doğru Proje Vurgusu

Afetlere dirençli yapılar kurmak adına kaynakların yerinde kullanılması gerektiğini ifade eden Kurum, konuşmasında şu görüşe yer verdi:

“Finansmanın büyüklüğü kadar doğru projeye ve doğru aktöre ulaşması önemlidir. İklim Uygulama Köprüsü ile ulusal öncelikleri uygulanabilir ve finansmana hazır projelerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Şehirler ve yerel aktörler açısından mesele açık ve nettir: Riski bilmek, ihtiyacı projeye dönüştürmek ve projeyi finansmanla buluşturabilmektir.”

Uluslararası Dayanışma Zor Günlerin Teminatı Oldu

Türkiye’nin IFRC bütçesine sunduğu desteği anlatan Bakan Kurum, 6 Şubat depremlerindeki iş birliğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Afet anında oluşan saha bilgisi ve yerel ağlar, afet öncesinde riskleri azaltmak ve toplumları hazırlamak için de kullanılmalıdır. 6 Şubat depremlerinde uluslararası dayanışmanın değerini doğrudan yaşadık. Federasyon, Türk Kızılayı’nın yanında yer aldı ve toparlanma çalışmalarına çok güçlü destek verdi. Bu dayanışmayı unutmadık. İhtiyaç duyduğumuz anda gördüğümüz dayanışmayı başka toplumlar ihtiyaç duyduğunda paylaşmayı bir sorumluluk kabul ediyoruz. Çünkü insani dayanışmanın coğrafyası yoktur. Afetin, çatışmanın veya iklim krizinin kaynağı farklı olabilir. Korunması gereken insan hayatı ve insan onurudur.”

Gazze İçin Kesintisiz Yardım Çağrısı

Gazze’de yaşanan insani trajediye dikkat çeken Bakan Kurum, sınır kapılarının açık tutulması gerektiğini belirterek şu cümleleri kurdu:

“Bugün insani dayanışmanın en ağır sınamalarından birini Gazze’de görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her platformda belirttiği gibi; Gazze’de bir savaş yoktur. İki taraftan söz edilemez. Bir yanda elinde en modern silahlar olan düzenli ordu, diğer taraftaysa masum siviller, masum çocuklar vardır. İnsani ihtiyaçlar çok ağırdır. Gıda, ilaç, yakıt ve diğer temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan güçlükler koşulları daha da ağırlaştırmaktadır. Biz, insani yardımın Gazze’ye güvenli, hızlı ve engelsiz biçimde ulaştırılmasını ve sınır geçişlerinin Gazze’nin nefes alabilmesi için açık tutulmasını savunuyoruz. Biz insanlığın hala bir vicdanı olduğuna inanıyoruz. Ve bu vicdan; artık harekete geçmen zamanının geldiğini haykırıyor. İnsanlık adına Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Her alanda olduğu gibi; Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ve Hareketin diğer bileşenleriyle de bu alandaki iş birliğimizi daha da güçlendirerek çalışmaya devam edeceğiz.”

Zirve Sürecinde Ortak Hareket Daveti

Bakan Kurum, açıklamasını IFRC ve üye derneklere yönelik çağrıyla tamamladı:

“COP31’in başarısını yalnızca alınan kararlarla ölçmeyeceğiz. İnsanların ne kadar daha iyi korunduğuna, yerel kapasitenin ne kadar güçlendiğine ve uygulamanın sahada ne kadar karşılık bulduğuna da bakacağız. Antalya’dan geriye yalnızca kararlar değil, insanlara ulaşan kalıcı sonuçlar bırakmak istiyoruz. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonunu ve bütün ulusal dernekleri Antalya’ya giden süreçte bizimle birlikte çalışmaya davet ediyorum.”