Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

İBB Davasında 100’üncü Celse: Ekrem İmamoğlu Savunmasını Sürdürdü

İSTANBUL / TEKHA İstanbul

İSTANBUL / TEKHA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen soruşturma kapsamında açılan davada, görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da dahil olduğu 53’ü tutuklu 436 sanık 100’üncü oturumda mahkeme huzuruna çıktı. Marmara Ceza İnfaz Kurumu Silivri Yerleşkesi’ndeki salonda saat 12.00’de başlayan duruşmada İmamoğlu’nun savunmasının alınmasına devam edildi.

Soruşturma evresinin neticelenmesiyle 11 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen 3 bin 809 sayfalık iddianamede İmamoğlu, iddia edilen yapılanmanın lideri olarak gösterildi. Dosyada; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, suç gelirlerinin aklanması, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, kişisel verilerin kaydedilmesi, ele geçirilmesi ve yayılması, suç delillerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi ile Vergi Usul, Orman ve Maden kanunlarına muhalefet suçlamaları yer aldı. 142 fiil gerekçesiyle İmamoğlu hakkında 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

“Vefatlara Çok Üzgün Olduğumuzu Ve Başsağlığı Dileklerimizi İletmek İstiyorum”

Duruşmadaki sözlerine kentte etkili olan yağışlarda meydana gelen can kayıplarına değinerek başlayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul’umuzda yağış sebebiyle hayatını kaybeden insanlarımız var. Başsağlığı dilemiştim. Vefat sayısının üçe çıktığını öğrendim. Vefatlara çok üzgün olduğumuzu ve başsağlığı dileklerimizi iletmek istiyorum. Her afet aslında sorumluluğumuzu bize hatırlatıyor. Her afet, millet adına devletin her kurumunun birlikte çalışmak, birlikte üretmek, senkronize bir biçimde halkına hizmet etme sorumluluğunu taşıdığını bize hatırlatmalı. Hükümet, siyaset ve partiler başka alanlarda konumlanıp o devlet kurgusu içinde görev aldığında, bir bütüne dönüşmeyi sağlayabilmeli. Savunmamın içerisinde, daha önceki konuşmalarda da buna değindim; İstanbul’la ilişkisinde ihmal edilen hususları anlattım. Kayıplarımızdan dolayı duyduğumuz üzüntüyü ve acıyı da burada ifade etmek isterim. Özellikle 14 yaşındaki bir evladımızın, 32 yaşındaki genç bir kardeşimizin ve diğer kişinin vefatı nedeniyle İstanbul’daki ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerimi iletiyorum. Allah rahmet eylesin”

“AK Parti Teşkilatına Başsağlığı Diliyorum”

Yargılama sürecindeki delil durumuna ve yerel yönetim birliklerine dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:

“AK Parti Üsküdar ve İBB Meclis üyesinin vefatını öğrendim. Ailesine ve AK Parti teşkilatına başsağlığı diliyorum. Rahmet diliyorum. Türkiye Belediyeler Birliği konusuyla başlamak istiyorum. Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ne yazık ki 2024’ten bu yana, yani 1,5 yıl içerisinde dördüncü kez seçildi. Yedi ayın üzerine, şu ekranda ya da daha önce bulunduğumuz duruşma salonundaki ekranda, iddia makamı bize bir tek delil, bir tek ses kaydı, bir tek somut belge göstermedi. Buraya gelen itirafçılar, sanık itirafçılar da bizimle bir tek delil, bir tek somut bilgi ve belge paylaşmadılar. Sadece beyan, sadece dedikodu”

“Askeri Alanın İçindeki Bir Yeri İBB Niçin Alsın”

Geçmiş döneme ait kamulaştırma işlemlerine ilişkin veriler paylaşan İmamoğlu, savunmasında şu ayrıntılara yer verdi:

“24 Ekim 2016 tarihinde Başakşehir’de, askeri alan niteliğinde bir özel mülk, o günün kuruyla 13,5 milyon dolar karşılığı bedelle İBB tarafından satın alınıyor, kamulaştırılıyor. Müfettiş raporunda, söz konusu taşınmazın doğrudan temin yoluyla satın alındığı, taşınmaz maliklerinin vekilinin eski AK Parti Maltepe İlçe Başkanı olduğu, taşınmaz bedelinin doğrudan onun hesabına gönderildiği ve söz konusu taşınmazın imar planlarında askeri stratejik alan olarak fonksiyonlandırıldığı, bu haliyle de Büyükşehir Belediyesinin herhangi bir hizmetinde kullanılmasının mümkün olmadığı belirtiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin askeri bir birliği yok, öyle bir sorumluluğu da yok. Askeri stratejik alan diye görünen yer kamulaştırılıyor. Ayrıca şunu söyleyelim: AK Parti İBB yönetimi, hiçbir şekilde kullanamayacağı bir araziyi 13,5 milyon dolara alıyor. Aradan beş sene geçmiş; 2021 yılında güncel değerini 13 milyon 350 bin lira olarak tespit ediyorlar. Yani 2021 yılının kuruyla 2 milyon dolar yapıyor. Özetle, İBB’nin AK Parti yönetimi tarafından 13,5 milyon dolara alınan arazinin gerçek değerinin 2 milyon dolar olduğu ortaya çıkıyor. Kamu zararı somut olarak 11,5 milyon dolar. Bu niye yapıldı? Askeri alanın içindeki bir yeri İBB niçin alsın”

“Niçin Naklen Yayın İstenmedi Zannediyorsunuz”

Yargılama safhasının kamuoyuna aktarılması gerektiğine işaret eden İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Bir siyasetçinin pazara girmesi kolay değildir, biliyor musunuz? Birileri sarayda oturuyordu. Birileri Meclis’te görev yaptığını zannediyordu. Vatandaşın arasına çıkamadıkları dönemde ben altı sene boyunca pazarlardan geri durmadım. Her şeyi insanlarla paylaştım çünkü onlara hizmet ediyoruz. Yol arkadaşlarım buraya çıktılar, kendileri de aslında İstanbul’a olan ihaneti anlattılar. Şehircilik anlayışımızın kişilere rant değil, tüm milletimize fayda sağlamak olduğunu ve İstanbul’u korumaya yönelik atılan adımları anlattılar. Her anlatıyla bir iftiranamenin önümüze koyulduğunu ve aslında çöp olduğunu herkes gördü. Onun için bu davaya kimseyi inandıramadınız, inandıramayacaksınız. Niçin naklen yayın istenmedi zannediyorsunuz?”

“Bir Araya Gelelim Deprem Konseyi Kuralım Dedim”

Olası afet planlamaları ve Kanal İstanbul güzergahındaki çevresel etkilere değinen İmamoğlu, savunmasını şu sözlerle tamamladı:

“Halkı korumak için Marmara Bölgesi’nde, İstanbul’da birlikte adım atmak için çırpındık. ‘Deprem sorununa birlikte asılalım, İstanbul’u güçlendirelim’ diye çırpındık. Üç defa bakanlara gittim, kendim brifing verdim. ‘Lütfen bir araya gelelim. Yine siz koordine edin, biz size hizmet edelim. Masa kuralım, İstanbul Deprem Konseyi kuralım. Bunun içine bankacılık sektörünü, sigortacılık sektörünü ve inşaat sektörünü alalım. Uluslararası kurum ve kuruluşları da davet edelim’ dedim. Deprem yerle bir etmeden, deprem korkusunu yerle bir etmenin yöntemini anlattım ama dinlemediler. Dinlediler, kafa salladılar. Bir tanesi, ‘Ya haklısınız ama…’ dedi. Rant projesi dediğimiz Kanal İstanbul öyle doğdu işte; bizi yok sayarak, milleti yok sayarak. Ey halkım, bu beton kanalla ilgili ne biliyoruz? Arazilerin sahibi kim? Kimlere ne kadar rant sağlandı? Hangi projeler buradan nasıl veriliyor? Kime söz verdiniz? 40 yılın en büyük yağmuru düştü, can gitti. İmarla, mimariyle ilgili konulara değen kısmından bahsedeceğim ama şunu söyleyelim: 135 milyon metrekarelik yeşil alanımız, kamu alanımız gidiyor. Sazlıdere Barajı ve Terkos Barajı’nı yok ediyoruz. O civardaki 135 milyon metrekarelik tarım alanlarını yok ediyoruz”