Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki Duruşmalar 9 Mart’ta Start Alacak
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame doğrultusunda, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” yapılanmasına yönelik açılan dev davanın yargılama süreci netleşti. 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılanacağı davanın ilk celsesi, 9 Mart tarihinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyeti tarafından gerçekleştirilecek. Duruşmalar, Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu Duruşma Salonları’nda görülecek.
Haftada Dört Gün Duruşma Takvimi Uygulanacak
Mahkeme heyetinin planlamasına göre, nisan ayı sonuna kadar her hafta pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri olmak üzere dört gün boyunca kesintisiz duruşma yapılacak. İlk oturumda sanıkların kimlik tespit işlemlerinin tamamlanmasının ardından iddianamenin özeti okunacak ve sanık savunmalarının alınmasına geçilecek. Saat 10.00’da başlaması beklenen duruşmalara; sanıklar, avukatlar, müştekiler, tanıklar ve basın mensupları özel giriş kartlarıyla kabul edilecek.
İddianamede Ağır Suçlamalar ve Ceza Talepleri
Hazırlanan kapsamlı iddianamede, sanıklara yönelik çok sayıda ağır suç isnadı bulunuyor. Tutuklu sanıklar arasında yer alan Ekrem İmamoğlu için “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlaması da dahil olmak üzere toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor. İddianame kapsamında Fatih Keleş, Murat Ongun, Adem Soytekin, Hüseyin Gün, Murat Gülibrahimoğlu ve Ertan Yıldız “örgüt yöneticisi” sıfatıyla dosyada yer alıyor.
Sanıklar Hakkında İstenen Rekor Hapis Cezaları
Yargılama dosyasında diğer sanıklar için de dikkat çekici hapis cezaları talep edildi. Fatih Keleş için 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya, Murat Ongun için 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya, Ertan Yıldız için ise 86 yıldan 251 yıla kadar hapis isteniyor. Ayrıca Adem Soytekin için 67 yıldan 194 yıla, Murat Gülibrahimoğlu için 19 yıl 6 aydan 51 yıla, Hüseyin Gün için ise 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bazı sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep edilirken, örgüt yapısı içindeki suçlardan dolayı ayrı ayrı sorumluluk değerlendirmesi yapılması gerektiği vurgulanıyor.

