Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Malatya’da Küresel Gelişmeler Ve Terörsüz Türkiye Vurgusu

MALATYA / TEKHA TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Malatya’daki temasları kapsamında

MALATYA / TEKHA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Malatya’daki temasları kapsamında Kongre ve Kültür Merkezi’nde Sivil Toplum Kuruluş (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. Programda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından Rusya-Ukrayna savaşına, Gazze’deki insani krizden küresel ekonomik gelişmelere ve terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunuldu.

Malatya’nın Yeniden Ayağa Kalkması

Malatya’nın Türkiye’nin medeniyet tarihinde önemli illerden birisi olduğunu belirten Numan Kurtulmuş şunları söyledi: ”Malatya, Türkiye’nin medeniyet tarihinde önemli illerimizden birisi. Burası Anadolu’nun irfanını, Anadolu’nun vicdanını taşıyan son derece kıymetli kalelerden birisi. Bu anlamda kültürümüzü bugün de canlı bir şekilde yaşayan ve yaşatan bu şehrin bütün sakinlerine sizlerin şahsında selam ve sevgilerimi ifade ediyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sabahtan ilk programı üniversitemizin, İnönü Üniversitemizin akademik yılı açılışıyla gerçekleştirdik. Bir dizi programdan sonra son program olarak da burada sizlerle birlikteyiz. Ben çok fazla sözü uzatmayacağım. Sizlerin de görüşlerinizi dinlemek isterim. Sizlerin de soracağınız sorular varsa o soruları beraber müzakere etmek için bir vakit ayırmakta fayda mülahaza ederim. Öncelikle hemen sözlerimin başında şunu söyleyeyim, Malatya’ya depremden sonra iki kez gelme imkanım olmuştu. Büyük bir yıkıntı söz konusuydu. Bu süre içerisinde Malatya’nın çok ciddi bir şekilde derlenip toparlandığını, bugün gördüğüm Malatya’nın o eski Malatya’dan hiçbir ilgisi olmayan bambaşka bir şehir olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Emeği geçen bütün arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bir şehirde bu kadar verimli çalışma yapılabilmesi için şehrin bütün yöneticilerinin yan yana büyük bir iş birliği içerisinde çalışması şarttır. Sayın Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın, milletvekili arkadaşlarımızın, ilçe belediye başkanlarımızın ve siz şehri temsil eden, sivil toplum temsilcilerinin bu süreçte el ele, gönül gönüle çalıştığınızı biliyorum. Zaten onun meyveleri de bugün Malatya’da çok net bir şekilde görülüyor. Hayırlı uğurlu olsun. Malatya yeniden ayağa kalkmış, bütün Malatya’yı tebrik ediyorum. Tabii böylesine zor bir süreci Allah bir daha yaşatmasın. Hiçbir ülkeye yaşatmasın, hiçbir millete yaşatmasın. Çok zor bir dönemdi ve çok yaygın 13 ilimizi kapsayan çok yaygın bir yıkımdı. Burada, Hatay’da, Adıyaman’da, Kahramanmaraş’ta, Gaziantep’te her yerde o yıkımı bizzat yerinde gördük. Ve Allah’a şükrederiz ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, önderliğinde bütün kurum ve kuruluşlarımız cansiperane bir çalışmayı ortaya koyarak o yıkıntıları çok kısa süre içerisinde geride bıraktık. Bundan sonra daha da yaraları saracağız ve daha da ileriye büyük bir atılımla inşallah gayretle mücadele edeceğiz.”

Küresel Sistem Değişimleri

Dünyanın kritik dönemlerden geçildiğini vurgulayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya sistemi bütünüyle alt üst eksen oldu, yerle bir oldu. Yerine de henüz yeni bir sistem kurulabilmiş değil. Bugün dünyada gerçekleşen gerilimlerin, çatışmaların, efendim savaşların hepsinin ana sebebi herhangi bir küresel sisteme, yani bütün dünya uluslarının intibak edeceği, uyacağı, kurallara dayalı bir küresel sisteme sahip olmayışımızdan kaynaklanıyor. Eski sistemin bütün kurum ve kuralları yerle bir oldu. O iki kutuplu sistem geride kaldığı gibi tek kutuplu sistemin de yerinde yerler esiyor. Şimdi dünyanın her bölgesinde ama özellikle bizim merkezinde bulunduğumuz Orta Doğu, Balkanlar, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Karadeniz bölgesinde dünyanın en büyük stratejik mücadeleleri veriliyor. Diyebiliriz ki dünyanın bütün büyük güçleri bu bölgeyle ilgili hesaplarını yeniden gözden geçiriyor. Eski ittifaklar güncellenmeye çalışılıyor. Günün yeni rekabetlerine göre de yeni adımlar atılıyor. Böyle olduğu için de çevremizin tam bir ateş çemberine döndüğünü hep beraber görüyoruz. İşte beş yılını geride bırakmış Rusya-Ukrayna arasındaki savaş. Zaten çoktan sadece iki ülke arasında savaş olmaktan çıktı. Rusya ile bütün Batı arasında bir savaş haline geldi. Ve savaşın şu anda savaş meydanlarında öyle görünüyor ki askeri olarak kazananı yakın planda olmayacaktır. Sürekli devam eden sonsuz bir yıpratma savaşına çoktan dönmüş vaziyette. Dünya buna bir çözüm bulmaya çalışıyor. Ama dediğim gibi buna çözüm bulacak dünya sisteminin bir yeteneği de artık mevcut değil.”

Gazze Ve Bölgesel Çatışmalar

İsrail’in Gazze’deki soykırımının bütün Batı Şeria’da yayıldığını belirten Numan Kurtulmuş şöyle konuştu: “Filistinlilerin yaşadığı her yerden Filistinlileri çıkarmaya çalışıyorlar. Ayrıca İsrail Nil’den Fırat’a hayalini kurmuş oldukları arzu mevutun gerçekleşmesi için bütün bölge ülkelerini de kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bunun için Suriye’yi, Lübnan’ı, Ürdün’ü, Irak’ı, İran’ı, efendim Yemen’i ve Katar’ı dahi vuruyor. Böylesine önemli bir noktada anlaşma yapılmış görünse dahi Gazze’de masum mazlum insanlar için insani yardımların, temel insani yardımların bile verilemediği, sağlanamadığı tam bir maalesef felaket durumu, tam bir insani dram ortaya çıkmış vaziyette. Bu soykırımın sona erdirilmesi için Türkiye olarak ilk andan itibaren ne büyük gayretlerle çalıştığımızı her biriniz gayet yakinen biliyorsunuz. Aynı şekilde Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel bitirilebilmesi için de sürekli müzakere masasını, sürekli diplomasi masasını açık tutarak bir sonuç elde edilmesi için gayret sarf ettik. Ama bugüne kadar maalesef bir sonuç alınamadı.

Abd-İran Gerilimi Ve Ekonomik Etkiler

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın bölgeyi ve dünyayı etkilediğini kaydeden Numan Kurtulmuş, şunları anlattı: “İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde sürdürdüğü bir takım operasyonlar, Amerikalıların onlara karşı yaptıkları eylemler Hürmüz’den sonra Babülmendeb’in de bir şekilde sivil trafiğe kapatılmış olması dünyada sadece askeri bakımdan değil, ekonomik bakımdan da felakete, büyük tahribatların ortaya çıkmasına vesile oldu. Biz ta Hürmüz boğazında Amerika İran’a karşı bir barış sağlayamazsa, barış müzakerelerinden sonuç alınamazsa bu bütün ülkeleri etkileyecek, dünya ekonomilerini de yerle bir edecektir. Petrol fiyatlarındaki önlenemeyen yükseliş dünyada hesap edilemeyen nice sonuçlar doğuracaktır. Ve nitekim işlediğimiz noktaya doğru geliyor. Türkiye olarak bunu gördüğümüz için başından itibaren Pakistan ve Katar’a destek verdik ve bu Amerika- İsrail arasındaki, İran arasındaki savaşın bitirilmesi için gayretle müzakerelere destek olmaya çabaladık. Bizim amacımız Türkiye olarak hem bölgemizde hem de dünyada barışın, istikrarın ve güvenin sağlanmasıdır. Bunun için dünyadaki bütün bu saldırgan tutumların hepsinin sona erdirilmesi, bütün ulusların egemenliğini milletlerin egemenliğini esas alarak dünya sisteminin işler hale getirilmesi şarttır.”

Güçlü Türkiye Vurgusu

Coğrafi konum itibarıyla güçlü olunması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, “Bu coğrafyada güçlü olmak, ayakta güçlü bir şekilde durmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Türkiye’nin istikbali, Türkiye’nin geleceği, Türkiye’de gelecek nesillerin huzur ve refah içerisinde yaşatılması meselesi başka başkentlerin insafına terk edilemez” dedi ve ekledi: “Onun için Türkiye olarak biz kendi meselelerimizi kendimiz halledeceğiz ve ülkemizde güçlü bir şekilde ayakta durmak ve ülkemizi güçlü bir şekilde ileriye taşımak için mücadele edeceğiz. Güçlü Türkiye dediğimiz zaman. Bundan sadece askeri olarak güçlü bir Türkiye’yi kastetmiyoruz. Sadece ekonomik olarak güçlü bir Türkiye’yi kastetmiyoruz. Her alanda sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’den bahsediyoruz. Dış politikada, uluslararası ilişkilerde, küresel sistemin yeniden tanziminde söylediği sözün etkili olduğu bir Türkiye’den bahsediyoruz. Güçlü bir Türkiye’den bahsederken toplumsal dayanışmasının çok güçlü olduğu bir Türkiye’den bahsediyoruz. Güçlü bir Türkiye’den bahsederken devletle milletin aynı telden çaldığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. Güçlü Türkiye’den bahsederken iç kalesini tahkim etmiş bir Türkiye’den bahsediyoruz. Dünyadaki gelişmelere söz söyleyebilmek için içimizde birliğimizi, dirliğimizi tam manasıyla sağlamlaştırmak ve kökleştirmek zorundayız.”

Terörsüz Türkiye Süreci

Cumhuriyet tarihinin en ağır meselesi olan terör sorunundan kurtulmak için yoğun çaba harcandığını belirten Numan Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı: Türkiye’nin ayaklarına vurulan bir büyük pranga olarak gördüğümüz, zaman zaman emperyalist güçlerin vekil kuvvetler olarak gördüğü terör örgütleriyle Türkiye’nin diz çöktürülme operasyonlarını unutmuyoruz. Oradan aldığımız derslerden de çok iyi sonuçlar çıkardığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye elli yıla yakın bir sürede şehirlerinin güvensiz hale geldiği, dağlarının kırsal alanlarının tamamıyla güvensiz hale gelmiş olduğu, maalesef bombaların, silahların konuştuğu ülke haline gelmişti. Hatta üzülerek ifade ediyorum ki, hepiniz hatırlayacaksınız, bazı dönemlerde insanlarda büyük bir karamsarlık ve Türkiye’nin bölünebileceği endişesi ortaya çıkmıştı. Allah’a çok şükür iki senedir sürdürülen terörsüz Türkiye girişimi vasıtasıyla bugün Türkiye’de çok büyük adımlar atıldı. Önemli mesafeler alındı ve inşallah sadece terörün sona erdirilmesi, örgütün kendisini feshetmesi, silahlarını bırakması, silahsızlanması değil, aynı zamanda bölgemizde de terörsüz bir bölgenin kurulabilmesi için inşallah çok iyi sonuçlar alacağız. Bu çerçevede hepinizin yakinen izlediğiniz, özellikle Türkiye siyaseti olarak güçlü bir şekilde elimizi, gövdemizi taşın altına koyarak bu yükü fevkalade güzel bir şekilde karşıladığımız ve yönettiğimiz bir süreci yaşadık. İlk sefer bu mesele daha önce çok konuşuldu. Hemşeriniz rahmetli Özal zamanında da, rahmetli Erbakan zamanında da ve diğer dönemlerde de terör meselesinin sona erdirilmesi için çok gayretler sarf edildi, çok çabalar gösterildi. Ama ne yazık ki içeride ve dışarıda bazı odaklar istemedi diye terör bitirilemedi. Şimdi bu büyük fırsatı hep beraber değerlendiriyoruz. Devlet aklıyla, bir devlet projesi haline getirilmiş olan Terörsüz Türkiye millet vicdanıyla buluştu, örtüştü ve milletimizin verdiği büyük bir destekle bu noktaya kadar geldi. En son Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de şimdiye kadar terörün olduğu bu elli yıllık süre içerisinde bu mesele ne yazık ki hiçbir zaman mecliste müzakere edilebilir hale gelmedi. Meclis bu meselede çözümün bir tarafı haline getirilmedi. İlk sefer Türkiye Büyük Millet Meclisi bu sorunun sahibi, millet adına da bu işi takip ve murakabe edecek bir siyasi merci olarak meseleyi el attı, gövdesini taşın altına koydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partilerin biri hariç tamamının katılımıyla kurulan komisyon vasıtasıyla da bu süreçle ilgili tekliflerini Türk kamuoyuna duyurmuş oldu. Abdurrahman Babacan vekilimizin de olduğu komisyonda elli milletvekili arkadaşımız çok dikkatli ve titiz bir çalışmayla Türkiye toplumunun bütün farklı kanaatlerini dinlediler. Bu borsalardan odalara kadar, akademik çevrelere kadar, hukuk camiasına kadar herkesin görüşü dinlendi ve sonunda diyebilirim ki Türkiye siyasi tarihi boyunca ilk kez bu kadar yüksek bir ittifakla bütün farklı siyasi partiler bir kanaat belirtti, bir rapor benimsendi. Şimdi ardından da bu raporun gereği olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki yasa, çerçeve yasa resmi adıyla Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa 467 milletvekilinin evet oyuyla kabul edildi. Bu bir rekordur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde hiçbir yasanın bu kadar büyük bir ittifakla geçtiği görülmemiştir. Bu bir tesadüf değildir. Milletin farklı siyasi kanaatlerine sahip olan insanların artık yeter, bu terörden kurtulalım, artık insanlarımızı kaybetmeyelim diyerek ortaya koyduğu fikrin aslında benimsenmiş siyasi çözümüdür.”

Şehit Yakınları Ve Barış Annelerinin Temennisi

Şehit aileleri ve barış annelerinin ortak dileklerine değinen Kurtulmuş şunları kaydetti: “Ancak o görüşmelerde benim için çok önemli olan ifadelerden birisini de sizinle paylaşıp milletin vicdanının ne anlama geldiğini ifade etmek isterim. Bir oturumumuzda, mecliste yaptığımız bir oturumda hem şehit ve gazi yakınlarımızı, derneklerini dinledik hem de barış anneleri denilen grubun temsilcilerini dinledik. Her iki taraf çok farklı bir kısmı çocukları dağda olanlar, bir kısmı da çocukları bu vatan için şehit olan, gazi olan ailelerin olduğu oturum. Her iki tarafın anneleri de şu cümleyi söylediler. ‘Biz çocuklarımızı kaybettik. Çocuklarımızı genç yaşta toprağa verdik. Biz artık çocuklarımızı gömmek değil, silahları gömmek istiyoruz.’ Bu Türkiye’de milletin vicdanının yansımış olduğu kısa bir cümle, kısa bir temennidir. İnşallah artık bundan sonra Türkiye’de terör örgütünün de kendisini feshetmesini kabul etmesiyle terörün artık geçerli olmadığını uzunca bir süredir ilan etmesiyle ve hem Türkiye’nin içerisinde bu faaliyetlere son vermesi hem de Suriye ve Irak’ta silahlarını bırakacakları bir süreci başlatması dolayısıyla inşallah bundan sonraki adımları daha doğru, daha hızlı bir şekilde gerçekleştireceğiz.”

Yasaya Konulan Üç Sigorta

Sürecin güvencelerine dikkat çeken Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir şey yok. Niye yok? Bu sürecin üç tane önemli garantisini yasanın içerisine monte ettik. Bu yasayı hazırlarken değil cümlelerini, kelimelerini bile tartarak elli kere düşünerek hiçbir falsonun olmaması, hiçbir eksiğin olmaması için olağanüstü gayret sarf ettik. Üç tane de sigorta koyduk. Bunlardan birincisi, evet bu yasa 467 oyla kabul edildi ama, bu yasanın uygulamaya konulabilmesi için devletin ilgili güvenlik birimlerinin evet örgüt silahlarını bıraktı, silahsızlanma sürecini tamamladı, bütün bileşenleriyle birlikte yasadaki metni söylüyorum, bunu bıraktı, kendisini feshetti demesi ve bunun da devletin en üst güvenlik birimi olan Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi. Birinci sigorta bu. İkincisi, bu süreçlerdeki gelişmelerin Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında altı bakanımız ve devletin ilgili güvenlik birimlerinin başkanlarının olduğu bir kurulda görüşülerek zaman zaman dosya bazında da meselelerin görüşülerek karar verilmesi. Etti mi iki? İkinci sigorta. Üçüncü sigortada bu sürecin bütün detaylarıyla birimleriyle birlikte terörün sona erdiği ve sürecin nasıl geliştiğiyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bundan sonra kuracağımız izleme komisyonu vasıtasıyla sürecin millet tarafından takip edilmesi. Bu komisyon evet belki kurul kadar yoğun çalışmayacak ama bu komisyon, Mecliste oluşturacağımız komisyon milletimiz adına, sizler adına sürecin takibini, kontrolünü gerçekleştirecek. Bu da üçüncü sigortadır. Bu üç sigortanın hep birlikte aşılması mümkün değildir. Dolayısıyla burada çok net bir süreç ortaya konulmuştur. Silah bırakılmaması gibi bir seçenek söz konusu dahi değildir. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa zaten devletin ilgili birimleri tarafından tespit edileceği için çıkarılan yasa uygulanmayacaktır. Bu kadar açık olan bir süreç var. Allah kolaylıklar versin. Sabah üniversitede de söyledim. Bunları da söyleyeyim, sözlerimi bitireyim, sizin görüşlerinizi, sizin sorularınızı almak isterim. Esasında yaptığımız şey, yapmaya çalıştığımız şey sadece bir yasa çıkarmak, sadece silahların tasfiye edilmesiyle ilgili bir süreci takip etmekten ibaret değildir. Yaklaşık iki asırdır en az bir buçuk asırdır bu milletin arasına, fertlerinin arasına sokulmaya çalışılan koskoca Osmanlı Cihan Devleti’nin parça pincik edilerek dağıtıldığı süreçlerde halkların arasına sokulmaya çalışılan fitne ve fesadın ortadan kaldırılması, Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler diğerleri diyerek bölge halklarının etnik temelde ya da Sünniler, Aleviler, Şiiler diyerek mezhep temelinde ya da Müslümanlar gayrimüslimler diyerek din temelinde bölünmesi senaryolarına son verme iradesidir. Bir buçuk asır evvel aramıza suni sınırlarla çekilmeye çalışılan ve halkların arasına sokulmaya çalışılan ve bu yolla dağıtılan parçalarımızı derleyip toparlama, yeniden bir araya getirme sürecidir. Bu coğrafyada sadece Türkiye’de yaşayanlar için söylemiyorum. Bu coğrafyadaki bütün halklar bizim kaderdaşımızdır, tarihdaşımızdır ve Allah’ın izniyle bu coğrafyadaki bütün halklar bizim istikbalde de birlikte beraber olacağımız kardeş topluluklarımızdır, dostlarımızdır.”

Geçmişteki Çatışmalar Ve Bölgesel Yansımalar

Malatya’nın geçmişteki olaylardan çok çektiğini hatırlatan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş şunları anlattı: Malatya’da bombaların patladığı, rahmetli Hamido’nun bombalarla şehit edildiği sağ-sol çatışması, üstüne üstlük bir de Alevi-Sünni çatışmasıyla halkın nasıl bölünmeye çalışıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. Gençler çok bilmez ama yaşı müsait olanlar gayet iyi biliyor. O oyun bir takım mahfillerde, bir takım başkentlerde kurulmuş ve Türkiye’deki maşaları eliyle maalesef o günkü gençlerimize oynatılmış bir oyundur. Bu ülkenin sadece şehirleri değil, Erzurumlular, Karslılar bilir. Erzurum’dan geçerken Karslılar tedirgin geçer. Kars’tan geçerken Erzurumlular tedirgin olur. Ankara’nın sokakları bölünmüştü. İstanbul’un fakültelerinin katları parsellenmişti. Bir katta sağcılar, diğer katta solcular vardı. Bu memleketin evlatları, akrabalar, kardeşler, aynı ailenin çocukları birbirlerine düşman edilmişti. Benim çok yakın bir arkadaşımın kendisiyle abisi arasında neredeyse silahlı çatışmaya kadar varacak bir ihtilafın içinde olduklarını hatırlıyorum. Bunlar hikaye değil. Geçmişte bu ülkede de maalesef bize kan kaybettirdikleri hain pusulardır. Şimdi Allah’ın izniyle bunları geride bırakıyoruz. Bu coğrafyanın insanlarını yeniden aynı istikamette derleyip toparlıyoruz. Türkiye’nin terörsüz Türkiye’ye kavuşması hiç şüphesiz bölgenin de terörsüz Türkiye bir bölgeye kavuşmasıdır. Bundan bir müddet evvel Irak Meclis Başkanı bize resmi ziyarette bulundu. Bu konuları da tabii çok doğal olarak konuştuk. Böyle basın toplantısı yapıyoruz ve basın toplantısında şunu söyledi ve çok memnun oldum. Türkiye’de terörsüz Türkiye’nin başlamış olması bizim için büyük bir avantajdır, imkandır. Biz de inşallah dedik. Biz konuştuğumuzda eylül ayının ortalarıydı zannediyorum. Dedi ki ekim ayının başında biz de Irak’ta silahlı milislerin silahlarını devlet otoritesine terk etmesini başlatacağız. Biz de Irak’ta terörsüz bir Irak’ın oluşması için gayret sarf edeceğiz. Ve bu süreç başladı. Hemen Ekim ayının başında Sincar bölgesinde, Mahmur bölgesinde PYD, YPG, KCK yapılanmasının bir şubesi dört bine yakın silahlı unsuruyla birlikte Irak merkezi güçlerine silahlarını teslim etti.”

Gelecek Vizyonu Ve Birlik Çağrısı

Bu konunun Türkiye’nin geleceği için hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Kurtulmuş konuşmasını şöyle tamamladı: “Bundan dolayı bütün siyasi partiler sahip çıkmış. Bundan dolayı da bütün milletimiz buna Allah’ın izniyle büyük bir destek vermiştir. Şimdi bu süreçte hep beraber hem süreci takip, sahip çıkacağız hem de sürecin bundan sonraki kısımlarında uyanık olacağız. Provokasyonlara asla müsaade etmeyeceğiz. Kullanılan dillerin sahih, açık, dostça ve kardeşçe dil ve üslup olmasına özen göstereceğiz. Hiç kimsenin ayrılıkçı bir dille konuşmasının doğru olmadığını her fırsatta dile getireceğiz ve bu memlekette bir daha ayrılıkçı bir dille konuşulmasını asla mümkün kılmayacağız. Aynı şekilde ayrımcılık yapan herhangi bir dile ve üsluba da müsaade etmeyeceğiz. Yani bu topraklarda yaşayan 86 milyon yurttaşımızın hiçbirisi herhangi bir gerekçeyle bir diğerinden üstün ya da aşağı değildir. Kimsenin hiçbir toplumsal grubu kendisinden aşağıda görme hakkı yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Aynı geçmişin mensuplarıyız ve istesek de istemesek de kaderlerimiz birbirine düğümlenmiş. Türklerin, Kürtlerin, Arapların, diğer unsurların bu bölgede yaşayan bütün herkesin kaderi birbiriyle iç içe geçmiştir. Bunu önlemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Her birinizi toplumumuzun duyarlı insanları olarak Malatya gibi entelektüel seviyesi çok yüksek, siyasi dokusu çok kuvvetli olan ve büyük bir medeniyet şehri olan bu şehrin sivil toplum temsilcileri ve kanaat önderleri olarak her birinizi bundan sonraki süreçte daha güçlü bir şekilde destek olmaya, bu noktada milletimizi aydınlatmaya ve hep beraber güçlü büyük Türkiye için hızlı adımlarla, emin adımlarla yürümeye yol arkadaşlığına davet ediyoruz. Allah yolumuzu açık etsin.”